Avrupa, son yıllarda kendisini “evrensel değerlerin savunucusu” olarak tanımlıyor. Ukrayna savaşı sonrası Rusya’ya karşı alınan kararlar bunun en çarpıcı örneklerinden biri oldu. Rus sporcular uluslararası organizasyonlardan men edildi, kültür etkinlikleri iptal edildi, Eurovision Şarkı Yarışması’ndan Rusya doğrudan diskalifiye edildi. Gerekçe açıktı; “Bir ülke savaş yürütürken, normalleşmiş biçimde sahnede olamaz.” Ancak aynı Avrupa, Gazze’de aylar süren…
Avrupa, son yıllarda kendisini “evrensel değerlerin savunucusu” olarak tanımlıyor. Ukrayna savaşı sonrası Rusya’ya karşı alınan kararlar bunun en çarpıcı örneklerinden biri oldu. Rus sporcular uluslararası organizasyonlardan men edildi, kültür etkinlikleri iptal edildi, Eurovision Şarkı Yarışması’ndan Rusya doğrudan diskalifiye edildi. Gerekçe açıktı; “Bir ülke savaş yürütürken, normalleşmiş biçimde sahnede olamaz.” Ancak aynı Avrupa, Gazze’de aylar süren bombardımanlarda on binlerce sivilin öldürülmesine, çocukların açlıktan ve tedavi edilemeyen yaralardan hayatını kaybetmesine rağmen İsrail konusunda bambaşka bir tutum sergiliyor.
Eurovision Şarkı Yarışması’nda İsrail’in katılımı bu yıl da onaylandı. Bazı Avrupa ülkelerinde sanatçılar ve sivil toplum kuruluşları buna itiraz ederek yarışmaya katılmama çağrısı yaptı. Hatta bazı ülkeler bu gerekçeyle Eurovision’dan çekilme kararları aldı. Ancak kurumların tavrı değişmedi. Bu durum, Avrupa’nın ilke temelinde değil, siyasal tercih temelinde hareket ettiğini bir kez daha gösterdi.
Uluslararası raporlara göre Gazze’de binlerce çocuk, basit tıbbî müdahalelerle hayatta kalabilecek durumdayken tedaviye erişemediği için yaşamını yitiriyor. Buna rağmen Avrupa ülkeleri, geniş çaplı ve hızlı tahliyeler konusunda isteksiz davranıyor. Güvenlik gerekçeleri, belge süreçleri ve siyasi dengeler, hayatların önüne geçiriliyor.
Birleşmiş Milletler, Gazze nüfusunun önemli bir bölümünün “felaket düzeyinde açlık” riskiyle karşı karşıya olduğu uyarısını yapıyor. Gazze bugün yalnızca bombardımanların değil, açlığın ve susuzluğun da hedefi. İşgalci İsrail’in uyguladığı abluka nedeniyle gıda girişleri büyük ölçüde engellenmiş durumda. Çocuklar için mama bulunamıyor, temiz suya erişim yok denecek kadar sınırlı. Hastanelerde ilaç tükenmiş, elektrik kesintileri tedavileri imkansız hâle getirmiş durumda.
Avrupa’nın bu yaklaşımı, sokaklarda yükselen Gazze dayanışmasıyla da çelişiyor. Avrupa kentlerinde yüz binlerce insan aylar boyunca Gazze için sokaklara çıktı. Öğrenciler, akademisyenler, sağlık çalışanları ve sanatçılar hükümetlerine çağrı yaptı. Eurovision protestoları, bu vicdani tepkinin en görünür örneklerinden biri oldu. Ancak devlet politikaları bu baskıya rağmen değişmedi. İnsan hakları örgütlerine göre Avrupa, Gazze söz konusu olduğunda “risk almamayı” insan hayatının önüne koyuyor.
Ortaya çıkan tablo açık: Avrupa, ilkelerini evrensel değil, seçici biçimde uyguluyor. Eurovision sahnesinde alınan kararlarla Gazze sınırındaki çocukların kaderi arasındaki fark, bu çifte standardın en görünür simgelerinden biri. Gazze’de bugün ölümler yalnızca bombalarla gelmiyor. Açlıkla, susuzlukla, tedavi edilemeyen yaralarla ve açılmayan kapılarla geliyor. Bu süreçte, Avrupa’nın verdiği ya da vermediği kararlar, kimin hayatının daha değerli görüldüğünü açıkça ortaya koyuyor.
Reklam & İşbirliği: [email protected]